30 Temmuz 2016 Cumartesi

Şimdi Toparlanma ve Yenilenme Zamanı

Son yazımda ne yazdığımı okumadım. Aslında ne yazdığımı da az buz hatırlıyorum. Bu zamana kadar yazdığım her yazıyı hatırlıyorum. Bazıları pişmanlığın alasını içeriyordu. Saçma sapan seçimler yapmakta üzerime yoktur. Biliyorsunuz. Bu yıl toparlanma sürecinde falan değildim. Çoğu ara veren bloggerlar "Toparlanmak ve yenilenmek için uzaklaştım." yazmış. Ben de tam tersini yazacağım. Dağıldım dostlarım. Hem de ne dağıldım. Buraya yazı yazmadığım dönem benim "Dağılıp yerle bir olma dönemim"di.

Buraya yazmadan önce çok düşündüm. "Nereden başlasam?" diye. Anlatılacak çok şey var ama anlatıp saçma sapan insanları ve olayları büyütmek de istemiyorum. Sadece saçma bir dönemden geçtiğimi bilin yeterli. Süreç tamamen kötü değildi. Sevmediğim herkesi hayatımdan çıkardığım anda düzeldi. Siz siz olun sakın kendinizden taviz vermeyin. 

Bildiğiniz arkadaşlarımın çoğu hala benimle. Önceki yazıda yazığım arkadaşlarımdan biri mezun oldu. Diğer kızla da sıkıntılı dönemler geçirdik. Anlatırım bir ara. Şimdi sadece buralarda olduğumdan bahsedeyim. 

Staja başladım. Korkunç ilerliyor. Bundan destan gibi yazı çıkar. Evet ben bunu not edeyim. Sıradaki yazım stajımla ilgili olsun. 

Birkaç mail ve yorum almışım yokluğumda. Hepinize cevap verdim. Yorumlara ayrıca döneceğim. Şimdi akşam yemeği için yardıma gitmeliyim.

Umarım sizler de beni özlemişsinizdir. Çünkü "Toparlanma ve Yenilenme Dönemi"me burada devam edeceğim. Dağılma dönemimde sizleri ruhsal bunalıma sokmamak için kaçtım ama şimdi birlikte toparlayabiliriz diye düşündüm. 

Ben yokken neler yaptınız? Biraz da siz anlatın bakalım. Hep ben hep ben olmuyor.

4 Şubat 2016 Perşembe

Üç Silahşörler

Üniversiteye geldiğinde tanıştığın ilk arkadaşlar önemlidir. Yurttaki arkadaşlarımı okuldakilerden daha çok sevdiğim gözle görülür bir gerçektir. Kendimi ifade edebildiğim nadir insanlardan birkaçı ile kaldığım yurtta tanıştım. Diğer yarısı da lise ve ilkokuldan zaten. Liseden bile arkadaşlarım varmış bunu da fark etmek ayrıca güzel. Hala konuşabildiğim insanları seviyorum. Bağımın kopmadıklarını ve kopmayacakları.

Yurttan bahsediyordum. Size yurt arkadaşlarımdan fazla bahsetmemiştim. Bundan sonra en çok onlardan bahsedeceğim. Artık en çok beni mutlu eden şeylerden bahsedeceğim. (Bahsedemedi.)

Bu seneki arkadaşlarımın ikisiyle üniversite başladığı günden beri arkadaşım. Araya bir sene bir kopukluk girdi. Sonra karşılıklı oturup konuşunca iki tarafın da yanlış anlaşılma sonucu ayrıldığımızı fark ettik. Onlar ben küstüm sanıyordu, ben de onlar bana küstü sanıyordum. Sonunda tatlıya bağladık ve bu sene aynı odada kalmaya karar verdik. Dördüncümüz de arkadaşlarımın arkadaşıydı. İşte bu yazımda  biraz ondan bahsedeceğim. Sonra kız bunları okursa sosyal medyalardan hak hukuk mesajları alırız o kadar. Hadi başlayalım. *Yazdığım şey beni sebepsizce güldürdü.*


Kız zaten ben onların odasına yerleşmeden önce diğer kızlara "Siz şimdi eski dostluk birleştiniz beni dışlarsınız." demiş. Yani zaten aklına onu bir yerleştirmiş. Bana karşı hep mesafeliydi. Zaten bende hiç konuşmaya yeltenmedim. Kızı o bizimkilerle konuşmadığım zamanda da sevmemiştim. Normalde dışarıdan itham etmek istemem ama kızda bir iticilik gördüm. Çevresini ezer gibi bakışı var. Zaten konuşunca bir çok bilmişlik havası seziyorsunuz. Herşeye bir cevabı var. Ve herkesi yargılıyor. Tabi benim de ağzım torba değil. Tutamadık.

Yurtlarda cinsel yönelimi farklı olan insanların olduğunu söylerler. Elbet duymuşsunuzdur. Ben rastlamadım. Rastlasam da korkmam sanırım. Ama bu kız çok korkarmış öyle şeylerden. Tamam korkabilirsin ben buna birşey demem. Ama bir anda yargılamaya başladı. 

"Onlar erkek erkeğe nasıl yapar? Iyyyy."

"Iyyyy kızlar birbirine şey yapamaz ki. Şeyleri yok onların. Nasıl yapabilirler ki? Çok saçma. Hadi erkekler neyse. Onların şeyleri var da kızlar yapamaz ki."

Aynen böyle konuşuyordu. Tabi ben biraz daha düzelttim cümleleri. Yoksa bol miktarda yerme içeriyordu. Sanki o kişiler yaşamamalıymış gibi. Bende eni sonu patladım.

"Yönelimlerini fark edebildilerse nasıl yapacaklarını da bulurlar. Sonuçta erkekle kadın ilişkisi nasılsa bu da öyledir o kadar da büyütmeye gerek yok." gibi birşey dedim. Yalan olmasın tam olarak cümlemi hatırlamıyorum. Ama olaya çok felsefik yaklaşmıştım. Kız ben ona bunu dedikten sonra sustu. "Haklısın tabi." dedi. Ha tamam hatırladım. "Yargılama aynı şey sende olmuyor olabilir ama unutma ilerde çocuğun olacak. Onun başına gelmeyeceği ne malum? Allah kınadığını başına getirmeden öldürmezmiş." dedim. Çünkü kız biraz da çok hak hukuk şeklinde ilerler. Bende az oradan vurdum. Ki gerçekten de kınadığın başına gelmeden ölmezsin düşüncesini desteklerim. O gün arkadaşım gülmek isteyip de gülememiş. "Nasıl güzel bozdun inanamadım. Kağıda eğilip orada güldüm kız görmesin diye." dedi. 


"Bu neden bunu giymiş?"

"Neden böyle yapıyor?"

"Bana laf mı attı şimdi bu?"

"İnsanın yüzüne gülüp arkasından bir ton konuşuyor." *Kendisi konuşmuyor sanki.*

"Bordo ve kırmızı ruj sürenler resmen o tip kızlar. Ben hiç sevmiyorum o renk rujları." *Bana yakışmıyor demiyor da.*

Sonra oturdum düşündüm böyle şeyler söyleyip söylemediğimi. İnsanların giyimine karşı birşey demem. Modadan anlamayan bir kız olduğum için benim giyimim herkesten kötüdür. Ne rahatsa onu giyer çıkarım. Hatta öyle bir kıyafeti bir daha giymem triplerim de yoktur. Seviyorsam iki gün art arda giydiğim bile olur. Bundan da utanmam. Onun bunun ne dediğine de artık bakmamaya başladım. Çünkü herkes boş konuşuyor. Ve ben bordo ruj sürerim. Seviyorum da zaten. 

Kızla bir ortak noktam olsa hep birlikte şaşıracağız. İlk kez birine bu kadar zıt kaldım. Sadece sevgilisiyle nasıl tanıştığını anlatırken ilgili gibi duruyorum onun dışında gram kızı tınlamıyorum. Sırf arkadaşım "Spotty sen kendini bozma. Kıza laf etmediğin sürece sıkıntı olmaz. Lütfen anlayışlı ol." dediği için böyle oldum. Ve bir de sorun çıksın istemedim. Genelde uyumlu bir kızım çünkü. Kavga etmeyi sevmem. Kız da ayıptır söylemesi her sene yanlarına gelen kızları sürekli kovdu. Hepsini delirtti. Sonunda da hepsi odasını değiştirdi. Toplam dört kız. Ve bunlar sadece iki yılda. Koridorlarda mahalle kadınlarının kavgası gibi kavgalar yaşadılar. Ağızlar bozuldu, saçlar yolundu. Bu kız gerçi "Ben dövüyordum." dedi ama dövülen aslında kendisiydi. Bu da burada bir dip not olsun. Hepimiz gördük neler olduğunu sonuçta. 

Sanırım beni de göndereceğini sandı. Birkaç kere "Çok ses yapıyorsun." dedi. Sonra ben tınlamadım. Aslında tınladım da çaktırmadık. Kızlar beni sakinleştirdi. Şimdi de kız kendisini dışlattı. İşte ben tam olarak bu kısmı anlatacaktım ama baştan almak daha mantıklı geldi.

Odada iki flüoresan lamba var. Hatta üç. Küçük bir tane de kapı girişindeki dolapları aydınlatıyor. Kız yatarken hem kendisiyle beni aydınlatanı, hem de dolapların oradakini kapatıyor. Ve kızın her gün her saat tutan bir migreni var. Her gün "Ses ve ışık beni bitiriyor. Migrenim geldi yine." diyor ama konu laflamaya gelince en çok konuşan o oluyor. Kendi sesine gelemeyen bir kız(!) aslında. Neyse ben gece ders çalışmaya gitmiştim bu kapatmış ışıkları. Kızların tarafını aydınlatan açık, kızlar da ders çalışıyor. Ben geldim yatağın içine girdim kitap okuyordum. Kızların ışığı bizi de biraz aydınlatıyor. Bu kız da o ışıktan rahatsız olduğunu belirtircesine yatağının içinde sürekli döndü. Bizim kızlar da kitap okumak için yataklarına girdiler ışık açıktı. Zaten o tarafın ışığı onların hakkı bizi ilgilendirmez. Ben o ışıktan hiçbir zaman etkilenmedim. Sonra bu kız bir anda kalktı çalışma masasından ders notlarını aldı kapıyı tüm yurdu ayağa kaldıracak kadar hızlı bir şekilde çarpıp çıktı. Şok içinde baktım kızın arkasından. Bizim kızlar da sinir oldular doğal olarak. Kız kendi hükmünü yürütmeye çalışıyor. Hatta kovduğu bir kız "O kadar istediğin olsun istiyorsan tek başına odaya çık." demiş. Haklı da demiş. 

Neyse o günden sonra bu kız bizi tüm arkadaşlarına nam etti. Sonra sosyal medyalarda haktan hukuktan özlü sözler yardırdı. Hatta "İstediğim bir saat uyku. Ne vicdansız insanlarsınız." falan yazmış. Aslında odada bizden çok uyuyan o. O uyuduğunda odada çıt çıkmıyor zaten. Kız ciddi anlamda sorunlu. Kız kendisini dışlattı biraz. Şimdi biz hep üç kişi takılırken o tek başına ses çıkarmadan yatağında oturuyor. Biz kızlarla sohbet edip gülüşürken o öyle telefonuyla uğraşıyor. Çünkü genelde bizim kızlar bu kız üzülmesin diye hep alttan alıp gidip özür dilerlermiş. Bu defa ikisine de tak etmiş birşey demediler. Doğal olarak ipler iyice koptu. Bundan sonra ne olur bilemem ama bizim kızlar bununla konuşmaya hiç niyetli değiller. Ha bir de şu ayrıntıyı atlamışım. Bu kız neredeyse her haftanın bir günü bize küsüp kenarda otururdu. Sırf onunla ilgilenilsin diye. Ben yine tınlamazdım. Sonra kızlar da tınlamamaya başlamış. Bu kız da gelip kendi kendine barışırdı. Hemde baya sırnaşık bir şekilde gelip bizim kızlarla konuşurdu. Bizim kızlar da aynen karşılık verirlerdi. Benim tersime giden nokta bizim kızlar buna hiç mesafe koymuyorlardı. Bana önce samimi davranıp sonra küsen sonra yine gelip samimi olan bir kıza yeniden ısınamazdım herhalde. Bunu bizim kızlara da dedim. Hepsi kız sorun çıkarmasın diyeymiş. Aslında bu kızı çaktırmadan baş tacı etmişler de fark etmemişler bence.

Sanırım başkalarına ben aralarını bozmuşum gibi konuşuyor. Ama yapacak bir şey yok. Bunu da ilk kez bana bu kadar zıt bir insanla karşılaştığım için anlatmak istedim. Hem de oda arkadaşlarım hakkında bilgi sahibi olun dedim. Umarım iyi etmişimdir ve sıkılmamışsınızdır. Buraları özlemişim. 

Birkaç değişiklik yaptım. Artık kim kimdir bölümümüz yok. Aslında kimsenin lakabı yok. Bunun daha derin bir kısmı var ama değinmek istemiyorum. Sevmediğim herkesi hayatımdan çıkarttım diyelim. Ciddi anlamda hayatımdan çıkarttım. Bu yüzden onlara ait hiçbir şey bulundurmak istemedim. Okuldan bahsetmeyi düşünmüyorum. Bahsedersem de olaylara inmeyeceğim. Bu yüzden kişilere gerek yok. Zaten kimlerden bahsettiğimi anlarsınız. Temayı değiştirmedim ama belki değiştiririm. Şimdi güzel içime sinen bir tema bulamadım.

Sizi seviyorum. Dönüşümü bu uzun yazıyla belli ediyorum. Yine görüşeceğiz. Öptüm.


23 Ocak 2016 Cumartesi

Merhaba

Merhaba benimle birlikte spot ışığını aramaya çıkan dostlarım.
Kısa süreli bir ayrılık yaşayacağız. Umarım bunun için bana kızmazsınız.
"Daha az çevre, daha çok ben." temalı bir geri dönüş yapmak için kısa bir süre blogumdan ayrılıyorum. Ama merak etmeyin geri döneceğim.
Ne zaman dönmedim ki zaten? İnsanın kendi olabildiği tek yeri bırakması o kadar da kolay olmuyor. 
Neyse uzun lafın kısası beni beklemenizi istiyorum. Çok şey istemiyorumdur umarım.
Bana ne zaman ihtiyaç duyarsanız mail adresimden yada yorumlardan bana ulaşabilirsiniz.
Kendinize çok iyi bakın. 
Sizi seviyorum.
Ve her zaman yanımda olduğunuz için sonsuz teşekkür ederim.