Ana içeriğe atla

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 

Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.

Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 

Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak bırakmış. Sürekli mesajlaşıp, bir şeyler yazıp bırakmış yine yerine. Ekran kilidine telefon geçmemiş. Arkadaşım da doğal olarak biraz sinirlenmiş. Gözümün önünde ders dinlememe engel olacak şekilde telefon bıraksalar ben de çok sinir olurum. Ki arkadaşımın telefonu bile onun telefonu kadar kendisine yakın değilmiş. Sonra bir mesaj gelmiş. Çocuk mesaja bakmamış. Ama ekran kararmadığı için benim arkadaşım sinirlenip ekranın kararmasını beklemiş. "Sınıfı çocuğun telefonu aydınlattı resmen." dedi. Ekran ışığı da en sona kadar açıkmış. Siz düşünün arkadaşıma gelen siniri. Sonra arkadaşım ekranın kapanması için artık dönüp önündeki telefona bakmış. Telefonda gelen mesaj açık, o kızın sonuna "-im" eki gelerek yazılmış ismi altında da ok yazan bir mesaj. Arkadaşım telefona boş bir şekilde bakıp yeniden önüne dönmüş. Bizim kız hiç tepki vermez. Telefona da sarılmamış bana durumu anlatmak için. Çocuk da arkadaşımın baktığını artık anlayınca telefonun ekranını kapatmış. Arkadaşım bunu çocuğun bilerek yaptığını düşünüyor. İmza listesinde arkadaşımın ismine de kendisi ve arkadaşı tüm dikkatlerini vererek okumuşlar. Sonra fısır fısır bir şeyler konuşmuşlar. Bunlar bir şey denediler ama ne denediler anlamadım, dedi arkadaşım. Ama ben hiçbir şey düşünemedim. Erkekler düz yaratıklar diyorlar ama ben düz değilim. Bin tane şey düşünebilirim. O yüzden düşünme işini iki arkadaşıma bırakıp kenara çekildim. 


Sandığımın aksine üzülmedim. Sinirlenmedim de. Ha eğer sevgilisi olmasına rağmen böyle içe düşecek şekilde kızlara bakıyorsa bu onun adi kişiliğinin bir göstergesidir. Öyleyse bunu şimdi gördüğüme sevinirim. Ama biraz eğlencesine takılıyordum sanırım. Çünkü platonik heyecanını severim. "Baktı mı?", "Bakacak mı?", "Bir şey diyecek mi?", "Görecek miyim?"... Bunlar güzel heyecanlar. Ama ciddi heyecanlar değil, bir süre sonra geçiyor.

Peki sonra ne oldu? Okula başladım. Bu yüzden anlatacak bir iki anım daha var. Onları da not aldım diğer yazımın konusu, son dakika daha fazla yazmak istediğim bir olay olmazsa, hazır olacak yani. 

Okulda karşılaştım. Karşılaşmayı beklemiyordum. O gün ikinci öğretimle dersim yoktu. Arkadaşımın dersi bitene kadar bir arkadaşımla okulda oturup sohbet etmek için biraz daha kalmıştım. İkinci öğretimler gelmeden de okuldan ayrıldık. Ama arkadaşım dersten çıkıp yanıma geldiğinde, ben atkımı takarken o çocuk ve arkadaşı fakülteye geldi. Önce bakmadım. Neyse ki önce biz görüyoruz içeriye gelenleri. Sonra arkadaşıma dönerken kafamı kaldırdım ve göz göze geldim. Pişkin pişkin gülüyordu. İfadesiz bir şekilde arkadaşımla konuşmaya devam ettim. Zaten bir tepki vermek de gelmedi içimden. Hissetmedim. Önceden hissettiğimi düşünmüştüm ama şimdi bu boşluk bana garip geldi. Önceden de hissettiğimi sanıp hissetmemiş olabileceğimi düşündüm. Ama çocuğun bana bakarken gülmesi sinirimi bozmadı değil hani. Ama sırf sevgilisi olup böyle bir pişkinlik yaptığı için sinirlendim. 

Ah.. Bu arada okulda o çocuğa benzeyen bir çocuk daha var. En yakın arkadaşım beni uyardı o çocuğu gördüğümde hemen diğerini gördüğümü sanmamam için. Ve gerçekten de çok benziyorlar. Ha benzettiğimiz daha uzun boylu ve biraz daha iri ama gerçekten çok benziyorlar. İkisinin arasında kıyafet ve yapı farkı dışında bir fark daha var. Benzettiğimiz çocuk diğeri gibi insanı yiyecek gibi bakmadan efendi gibi önüne bakıp geçiyor.  

Neyse bu haftam böyle geçti. "Sanırım ben evde kaldım. Kimseyi hissetmiyorum." diye gezdim etrafta. Büyüdükçe istek ve beklentilerim mi değişiyor bilmiyorum ama şu sıralar kalbim gerçekten bomboş. Ve bu alıştığım bir durum değil. Karşılık beklemeden sırf heyecan olsun diye beğendiğim bir çocuk yok bu defa. Umarım bu kötü bir şey değildir. En yakın arkadaşım bana "Alttan almak, görmezden gelmek istemediğin için soğuyorsun." diyor. Birini sevdiğimde bazı şeyleri görmezden gelmem gerekiyormuş. Benim korkum o görmezden gelmem gereken şeylerin, ben görmezden geldikçe çığ gibi büyümesi. O yüzden tek bir hata, o hata büyük ve gerçekten aşılamaz bir hata ise, benim yaşamıma da etki edecekse kişiden uzaklaşmayı kendimce doğru buluyorum. Belki, ne bileyim, gerçekten sevdiğim biri çıkarsa görmezden gelmeyi başarırım. Ama dediğim gibi şu sıralar böyle bomboş geziyorum.

Geldi bahar ayları gevşedi gönül yayları, sözünü bu yıl kullanamayacak gibiyim. Ama yine de hayat bu belli olmaz.

Bundan sonra her pazar burada olacağım. Onun da bilgilendirmesini buraya ekleyeyim. Bazen yazacağım çok şey olursa cumartesi de bir yazı ekleyebilirim. Her hafta sonu burada görüşmek dileğiyle.

Öpüldünüz.

Yorumlar

  1. Aklıma geldikçe uğrayacağım o halde.. :)

    YanıtlaSil
  2. Ben çok düz bir insanımdır.
    Alttan almam dobrayımdır.
    Alttan alma konusunda seninle aynıyım almak istemiyorum durum daha büyür diye

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığıma öyle seviniyorum ki anlatamam.
      Çok teşekkür ederim güzel yorumun için :')

      Sil
  3. Ahh kuzum eminim arada kaçırdığım çok şey vardır ama şimdilik tek buna yorum yapacağım.
    E madem bu çocuk kof çıktı, okulda da bu çocuğa çok benzeyen ama bunun gibi yiyecek gibi bakmayan efendi bir çocuk varmış al ona platonik ol. Sonra diyorlar ki kadınlar neden efendi erkekleri değil de piç erkekleri tercih ediyorlar nedeenn

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Platonik olacak insan bırakmadım çevremde. Hayat şartları beni çok farklı durumlara getirdi :D

      Sil
  4. Görmezden gelme. Her aptal görmezden geldiği için ülkede mutlu evlilikleri parmakla gösteriyoruz. Çığ gibi büyüyor evet.

    Yalnızken mutsuz olmak > Biriyle mutsuz olmak. Çünkü kişi sayısıyla orantılı olarak mutsuzluğun kat kat artıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Yalnızken mutsuz olmak > Biriyle mutsuz olmak" Bu kesinlikle muhteşem bir tavsiye sözü olabilir. Defterime not ettim bile. :)

      Sil
  5. 11 Mayıs bugün. Hala yoksun

    YanıtlaSil
  6. allam ne evde kalması yaaaa :)

    YanıtlaSil
  7. Yalnız benzettiğiniz çocuk daha hoş sanki sen onu eklesene Spotty hahjsjs

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…