Ana içeriğe atla

Keşke Şişmanlık Kazansa

Kendimi bildim bileli hep kilo problemim vardı. Aslında çocukluk fotoğraflarımda kolum şimdiki kolumun yarısı kadar ama ne olduysa lise döneminde bana olanlar olmuş. Şimdi de utanmasam TLCdeki My 600lbs life programına çıkacağım.

Son zamanlarda yine bedenimi sevmemeye başladım. Göğüslerim bedenime nazaran küçük, kalçalarım kocaman, göbek desen 6 aylık, yüz desen sivilce dolu. Hani yirmilerde değil de on altılarında gibiyim. Bu iyiden iyiye canımı sıkmaya başladı. 

Siz hiç aynalara küstünüz mü? Ben bir dönem yine böyle küsmüştüm. Sonra yakın sandığım ama aramın dağlar kadar açıldığı arkadaşlarım beni bedenime laf atarak aşağıladılar. Aslında o sosyal medya zorbalığına yakalandığım zaman kendimle barışmıştım. Ama sırf sosyal medyaya fotoğraf atmadığım için özgüvensiz ilan edilmiştim. Son zamanlarda yine güncelleme yapmayı bıraktım. Ama nasıl buraya ara verdiysem o yüzden ara vermek zorunda kaldım. Mezun olmaya çalışmak beni fazla yordu. Zaten sosyal medyadan da fazlasıyla sıkıldım. Sanırım ilk kullanıcılar arasında yer aldığım için artık doyduğumu düşünüyorum.

Son zamanlarda yediklerime baktım. Fast food sevmeyen biriyim ama tatlılara hayır diyemiyorum. Sanırım onlara hayır demeyi öğrenirsem biraz düzelebilirim. Sağlıklı beslenerek kilo alan tek kişi olabilirim. Arkadaş çevremdeki tek fazla kiloları bulunan kızın da ben olduğumu söylememe gerek yoktur herhalde. Aslında takıldığım nokta tam olarak fazla kilolarım değil. Beni üzen şey hastalıklarım yüzünden kullandığım ilaçlar ve bende yarattıkları etkileri. Buna fazla kilolar da dahil. Gittikçe şişiyor gibiyim. İlaçların bana faydası mı dokunuyor zararı mı dokunuyor anlamadım açıkçası.

Bloga uğramamamın bir diğer sebebi de buydu. Elim yazmaya gitti. Hatta bir sürü taslak yazdım ama sizi ruhsal bunalımıma sokmak istemedim. Sonuçta insanlar sosyal medyaları keyif almak için kullanıyor. Şu anda bu konuları yazmamın sebebi ise bu sitenin benim hayatımı anlatması için oluşturulmuş olması. Yani oturdum düşündüm "Neler neler atlattık be Spotty bunu da mı atlatamayacağız? O zamanlarda tek desteğin blogundu şimdi neden uzak durmaya çalışıyorsun?" dedim ve sonuç olarak buradayım.


Babamın da canına tak etti galiba. Çünkü bilgisayarımı aşırıp içine zayıflama programı videosu yüklemiş. "2 haftada 2 beden yazıyor kızım." dedi. Babamın yüzü aklıma geldikçe gülmeye başlıyorum. Yazının ruhsal boyutunun aksine genel olarak mutluyum. Bu ay ikinci kere regl olduğum için bu ruh durumumun ağırlığı affedilir bence.

Artık kadınların belli standart beden ölçülerini aştığını gündeme getirilip özgürlük dönemine geçiş yapılıyor biliyorsunuz. Ama ben hala Rihanna'ya bakıp "Rabbim nolur şu kadın zayıflamasın yoksa bittiğimin resmidir." diye dualar ediyorum. Gerçi o da kilo vermeye başladı. Yani sosyal medyalar, reklamlar falan bana hiç işlemiyor. Çünkü hala bana baktıklarında birer ayı gördüklerini düşünen insanların varlığını biliyorum. İnsanların zihniyetini, yıllarca empoze edilmiş algılarını bir anda değiştirmek çok zor. Kendi annem bile bana yolda yürürken benden daha fazla kilolu kadınları gösterip "Bak kadın senden şişman hiç utanıyor mu giydiklerinden?" diyor. Benim annem dış görünüşe göre insan yargılamamayı savunan bir kadın olmasına rağmen sırf benim daha iyi hissedeceğimi düşünerek böyle bir şey yaparken diğer insanların bana normal bakmasına ihtimal veremiyorum.

Bu arada Halsey çok güzel kadın değil mi? Yazımda onun fotoğraflarına yer vermek istedim. Ünlülerin fiziken güzelliklerine bakmayı da kessem muhteşem olacak.

Neyse gelecek yazımın konusu daha güzel. Bu sıkıcı yazının açığını kapatır diye düşünüyorum. Hala burada olduğum için mutluyum. Umarım sizler de hep burada olursunuz.

Son olarak; "Keşke şişmanlık kazansa ve kilo vermeye çalışarak yorulmasak."

Yorumlar

  1. ayyyyy ciciiiiii. boşver kiloyu yaaa yaşamana bak işteeeğğğ :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaaa deep seni seviyorum. kiloyu bırakmak üzereyim gerçekten de :)

      Sil
  2. Kiloyu bu kadar problem etme beyni olmayıp fikri olan çok fazla insan var ne yazık ki? Senin içini görebilen insanlar bulundur çevrende.
    O zaman hadi birlikte spora başlayalım? Sağlıklı yaşamak için ne dersin? Hop bir ki üç nefes al ver tekrar...
    Hayat durup üzülmek için fazla kısa, biraz pollyannacılık oynamak gerek sanırım. Kalbine elini koy ve ‘al is well’ de ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim seni ne kadar çok seviyorum bir bilsen :')
      Yaaaa seninle böyle spor yapmak çok güzel. Sakinleştim bile :')
      Önerini gerçekten uygulayacağım çok ihtiyacım olduğu belli :)

      Sil
  3. E sen bildiğin bensinnn :) Bence bu işlerde düzen önemli :)
    Sevgilerrr :)))

    YanıtlaSil
  4. Merhaba blogunuzu takibe aldım. Sizi de beklerim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…