1 Ağustos 2018 Çarşamba

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.

Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.

Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 

Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ettim. Derdimi dinleyen, mutluluğumda benimle gülen, bana tavsiye veren pek çok insanla tanıştım. Bazen bu kişiler çevremde olsaydı daha iyi bir ruh halinde olurum diye düşünüyorum. Çünkü benim çevremdeki insanları biliyorsunuz. Çoğu beni aşağıya çekmeye çalışıyor.

Pekii gelelim neden günlüğümü parçaladığıma. Aslında günlüğümü yıllarca sakladım. Hatta üniversitenin ilk senesinde de bir sayfa yazıp bırakmışım. O günlüğün beni aşağıya çektiğini hissediyordum. İçeriği gerçekten çok kötüydü. Her sene birinden hoşlanmışım o sene sonuna kadar onu düşünerek yaşamışım. Sonra bitmiş. Arkadaşlarım beni grubun dışına çıkarmışlar sonra geri almışlar. Gidip hoşlandığım kişiye ondan hoşlandığımı söylemişler. Platonik aşkım bana gülümsemiş -bakalım bana mı gülümsedi o da belli değil- sonra günüm aydınlanmış. Yazdığım kişileri doğru düzgün hatırlamıyor olmam da cabası. Bence insanlar istemedikleri anılarını gerçekten silebiliyor. Ya da yerlerine başka anılar koyup bastırıyorsun.

Mesela geçen gün bir film izledim. O filme hem bana demediğini bırakmayan arkadaşımla hem de eskiden flört ettiğim çocukla gitmiştim. İki kere aynı filme gitmiştim onları kıramadığım için. Sonra seriye sinirim yüzünden devam etmedim. Ama geçen gün izlerken hiçbir şey izlemedim. Anmayı geçtim o günleri hatırlayamadım bile. Sanırım istemediğim anıların üzerini gerçekten örtebiliyorum.

Lisede arkadaşım bir çocukla tanışmam için beni zorlamış. "Yarın tanışacağım." yazmışım. O çocuğa dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Sonraki günlerde de bir şey yazmamışım. Sanırım çocukla tanışmamışım.

Parçaladım. Çünkü gelecekte bile o defterin bulunmasını istemedim. Kendimden utandığımdan değil, sadece o beni sürekli geriye çekiyor gibi hissettiğimden. Bulunsaydı da bilinmeyen pek de bir şey yoktu. Her şey burada da yazıyordu. Ki zaten gizleme konularında hiç iyi değilimdir. Ayrıca bir işe başlayınca sonuna kadar giderim. Hoşlandığımı söyleyecek kadar hem de. Zaten söylemediklerim de anlamıştır onca yaptığım şeyden sonra. Benim tek üzüldüğüm nokta kendimi paralamış olmam. Onlarla üzülüp onlarla sevinmem. Annem hep bana "O günleri yaşadın çünkü bugün onlardan ders çıkarman gerekiyordu." derdi. Pek çok ders çıkardım ama artık onların yazılı olmasına gerek olmadığını düşünüyorum. Bir genç kızın gizli defteri diye bir seri vardı İpek Ongun'un. Sadece bir kitabını okuyup, diğer kitaplarında olanları da kitapçılardan ya da okuyanlardan öğrenip nefret ettiğim seridir. Serra'nın aşık olduğu Oktay yazarın yüzünden nasıl ters dönmüştü öyle. Bak yine sinirlendim. İşte her ne kadar inkar etsem de benim de blogum o kitaba benziyor. Tüm her şey en açık haliyle burada. Bundan çok memnum

Sadece size teşekkür etmek istiyorum. Her anımda yanımda olduğunuz için teşekkür ederim. Yorumlarınız için ayrıca teşekkür ederim. Seksenimde de elim ayağım tutarsa ya da ölmezsem buralarda olmak istiyorum. Daha iş arkadaşlarımdan yakınacağım, çocuklarımı büyüteceğim, kocama kızacağım... Belki de onlara burayı miras bırakırım. Bak bu iyi olabilir.

Sekiz senede sizin sayenizde de büyüyüp daha olgun bir kadına dönüştüm. Ama bu kısımları eylüle, yıl dönümümüze bırakacağım. Biraz bencillik olacak ama umarım hep benimle olursunuz. Daha yolumuz bitmedi.

Yeni yazımda görüşmek üzere. Sizi seviyorum.


9 yorum :

  1. Bloğunu yıllardır okuyorum ve okumak beni mutlu ediyor çok akıcı yazıyorsun ve kötü şeylerden bahsetsen bile insani bunaltmıyorsun ben pucca okumayı çok severim ikinci olarakda senin bloğunu çünkü bana göre çok iyi yaziyorsun ve anlattıklarının bazıları benimde başımdan geçtiği için seninle empati kurabiliyorum sen kitap çıkartsan mesela ben alır okurum çünkü çok samimisin. insallah mutlu olursun ve blogunda yazmaya hep devam edersin. kendine iyi bak :)

    YanıtlaSil
  2. Gücün yettiğince gel uğra

    YanıtlaSil
  3. Büyüyoruz azizim.. Bazen üzerimize gelen dalgalar bizi bir güzel çitiliyor, hırpalıyor. Sonunda bugünkü halimize gelmemizi sağlıyor. İyi ve ya kötü tüm yaşadıklarımızın yaşanması gerekiyordu ve yaşandı. Önüne geçemeyiz, engelleyemeyiz.
    Sadece seni dibe çektiğini düşündüğün her şeyden ve herkesten kurtul. Özgür olmak sana iyi gelecek hafifleyeceksin.
    Ve ne zaman istersen buralarda olmasam bile sosyal mecralardan her zaman ulaşabilirsin bana. Belki sadece konuşmak ya da komik bir fotoğraf paylaşmak bilemiyorum her şey olabilir ;) Seviliyorsun

    YanıtlaSil
  4. Bir genç kızın gizli defterini okuyup, günlük tutardım ben de. :D ilkokuldayken ipek ongun’u severdim ancak şimdi düşününce ne kadar da toplumdan kopuk bir yazar olduğunu anlıyorum. Bazı kitaplarına yaş sınırı getirilmeli (belki de vardır ben bilmiyorum) hangi kitabıydı hatırlamıyorum daha liseli bi kız bi oğlanla kaçıyordu trende yakalamışlardı falan. Korkmuştum resmen, çok küçüktüm ama hahaha. Ayrıca türkiyede yaşayan genç kızların hayatlarına dair pek de bir şey bilmiyormuş gibi geliyor bana. Neyse konu biraz dağıldı sanırım...
    Ben de geçmişi geçmişte bırakıp ilerleyenlerdenim. Arkadaşlarım sosyal medya kullanmamama şaşırıyorşar (kişisel hesabım yok) ben görüşmeyi kestiğim insanların hayatlarını merak etmem. Bu yüzden yok. Geçmiş geçmişte güzel :)

    YanıtlaSil
  5. Bayadır blogları okumaya fırsat bulamıyordum. Geçen biraz bakındım, eskiler nerede diye üzülüyordum. Şimdi şans eseri seni gördüm spotty, nice yıllara <3 Seni hala burada görmek çok güzel. Ben de sürekli kaybolup duruyorum ama bir şekilde kendimizi yine buralarda buluyoruz işte. :D

    YanıtlaSil
  6. sanırım 8 yılını tamam edecek eylül ayından yazıyorum :) bu aylar benim de 9. yılımın tamamlandığı zamanlar: bunca zaman yazıyor olmanın getirdiği nice güzellikler var, umarım daha nice yıllar yazabilirsin ve tabi ben de ^^

    günlüklerimden sadece bir tanesini yırtmıştım ama kardeşim çok sevdiği için geri kalan sayfalarını kullansın diyeydi. öyle pek güzel defterlere para yetmiyordu sanırım o zamanlar. şuan hâlâ saklarım o yırtık sayfaları: çoğunlukla arkadaşlarım hakkında bi şeyler yazmışım :)

    YanıtlaSil
  7. Yeni yazı gelmeyecek mi? blogunu roman okur gibi okuyorum yeni yazilarinida sabirsizlikla bekliyorum. seviliyorsun😁❤

    YanıtlaSil

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.