Bazen Kendini Bulmak için En Başa Dönmek Gerekir

 

Kendimi kaybettiğimi fark ettiğimde aklıma gelen ilk şey blogum oldu. Hayat belirtisi göstermesem de özellikle son zamanlarda sık sık buraya girip cesaret bulmaya çalıştım. Yazmayı bırakan, blogunu kapatan yüz yüze tanışmadığım halde yazılarından bağ kurduğum blog dostlarımın geride bıraktıklarını inceledim. Sonra kendi bloguma dönüp kendime bir okur gözüyle baktım. Anonimliği ifşa olacak korkusuna sildiği onca yazıyı düşündüm. Yaşadığı anksiyete krizlerine rağmen hala yazmaya devam etmesine gurur duydum. Düştüğünde, kalktığında, kalbi kırıldığında, mutlu olduğunda buraya koşmasını ve her şeyi şeffaf yazmasına hayran kaldım. Her gün kimliğinin açığa çıkıp, blogunda bahsettiği  insanlar tarafından yargılanmaktan korkmasına ve daha nice kötü senaryoyu kurgulamasına rağmen her hafta, her ay buraya gelmesine hayran kaldım. Kendi elimden tutmak istedim. "Bir dönem gelecek hiçbiri hayatında olmayacak." demek istedim. Muhtemelen bu onu rahatlatmak yerine "Yalnız mı kalacağım?" diye üzerdi ama bunu ona yine de söylerdim. Büyüttüğü insanların da çeşitli korkuları olduğunu söylerdim. Yine de onların kalbini kırmaktan bu kadar korkarken onlar sen hastanede yatarken, çok kıymet verdiğini bildikleri aileni kaybetme eşiğine geldiğinde bunların hepsini bildikleri halde bir kere bile halini hatırını sormadıklarını söylerdim. Kır, dök, parçala, bir kerecik alttan alma. En kötü ne yapabilirler ki? Arkadaşlıktan mı silerler? Zaten elinden hiç tutmadılar ki. Sosyal medyada afişe mi ederler? Zaten yaptılar ya. Her kötü senaryodan bir şekilde sağ çıktın. Uçlarında ölüm yoktu. Hayatta büyüttüğün bu senaryoların çok daha kötüleri var ve sen onların bazılarını yaşarken yanında elinden tutan hiçbir arkadaşın yoktu.

Büyümek beni çok hırpaladı blog. Hala da hayat beni sınamaya devam ediyor. Kendimi kaybettiğimi, başkalarından kabul görmek için değiştiğimi fark ettiğim gün, bir ay boyunca temel ihtiyaçlarım dışında kendim için hiçbir şey yapmadığım aydınlanması yaşadığım gündü. Ne bir yetişkinim ne de bir ergen. O ortadaki anlamsız boşlukta senelerdir süzülüyorum. Çevremde herkes tavsiye veriyor, ailem içinde bulunduğum sürecin bir tek benim başımda olmadığını söylüyor. Yine de buna inanmak zor. Hele de etrafında herkes ilerlemişken. Üstüne bir de karakterini kaybettiğini görünce insan kendisine olan inancını daha da yitiriyor.
Kendimi en şeffaf yansıttığım yer blogum olduğu için kendimi bulma sürecimi burada paylaşmaya karar verdim. Blogumun ismini seçtiğim gün kendimi ne kadar da iyi tanıyormuşum da haberim yokmuş. Hayat bir arayış. Sürekli bir şeyleri arıyoruz. Ben bu kez kendimi arıyorum. Çünkü başka şeyleri ararken kendimi çok ihmal ettim. Şimdi bir kez de kendi özüme dönmek istiyorum. "Bu kız hepimizden farklı. Bir sürü hobisi, sevdiği şeyler, kendine has özellikleri var. Biraz marjinal mi deniyordu ne öyle biri işte." dedikleri Spotty'e geri dönmek istiyorum. Şu an neyi seviyorum, neler beni mutlu eder, neye gücüm var, çevrenin değil benim kendimden beklentilerim neler diye düşünmek istiyorum. Herkesin istediği yollara girmeye çalıştım olmadı. İstedikleri kalıplara girmeyi denedim eğreti durdu. Gün sonunda herkes gitti kendimle ben baş başa kaldım. Onlar gitti ama sesleri kafamın içinde hala duruyor. Bu sürecimde beni olduğum gibi seven insanları düşünmeye başladım. Elbette soluğu yıllarca hep hevesle bir şeyler yazmaya geldiğim blogumda aldım. Önceki yazılarımdan kimse kalmadı ama zaten yazılardaki baş karakter hep bendim. Bir Genç Kızın Gizli Defteri'ndeki Serra gibi. Onun da sadece bir kitabını okumuştum gerçi. Serra beni biraz gıcık ediyordu. İnşallah ben sizi sinir etmem.

Sevdiğim blogların geri dönmesi beni çok sevindirirdi. Benim durumumdaki bir blog yazarı geri dönse onu da yine sevgiyle karşılardım. Çünkü güzel günleri anlatmak kolay. Mutluluk paylaşmak çok daha kolay. Düştüğündeki halini, kalkmak için verdiğin savaşı, bilinen o geleneksel hayat düzenine oturamamış biri olarak hayatını şeffaf yazmak bence iyi bir cesaret gerektiriyor. Bu süreçteki bir başka insanla karşılaşsam ona şefkatle yaklaşırdım o yüzden kendime de aynı şefkatle yaklaşacağım. Neredeyse herkesin blog okumayı bıraktığını biliyorum ama yine de hem kendim hem de sizler için yazmaya devam edeceğim. Çünkü doğru zamanda siz beni tekrar bulacaksınız. Blogu açtığımda tek bir okurum yoktu. Yani bu konuda da yine en baştayım.

Odak süresi çok azalmış biri olduğumu düşünürsek bu yazı epey uzun bir geri dönüş yazısı oldu. Gelecek yazılarıma da bir şeyler bırakmalıyım. Sözün özü "Ben spot ışığımı aramaya geri döndüm ve bunun için geldiğim ilk yer elbette burası olacaktı. Bu kez kendi spot ışığımı bulmayı umuyorum. Buralara uğrarsanız bana selam vermeyi unutmayın. Hoş geldiniz. Hoş geldim."

Öpüldünüz.

(Not: Şu temanın fontlarını ayarlayamadım zaten tema da bir tuhaf duruyor sinirlerim bozuldu. Rezalet bir font ve punto ile olacağız bir süre. Sinirim geçince tekrar deneyeceğim. Ben daha büyüğüm blogger bir tema düzeniyle beni yenemezsin.)

Yorumlar

Popüler Yayınlar