Ana içeriğe atla

Susması Gereken İnsanlar Var

Yaz geldiğine göre artık şu blogu bir düzene sokabiliriz diye düşünüyorum. Biliyorsunuz Spotty'niz altı senedir hiç gün yüzü görmedi şu çevresindeki insanlar konusunda. Susmalarını haykırarak söyleyemediğim için, o derece kibarım, göz devirmekle ya da "Anlıyorum" demekle geçiştirmeye çalıştım. Ama yok.

Onlar bana "Nasılsın?" bile demezken ben onların tüm dertlerini dinlemek zorunda kaldım.

Yazacak belli bir olayım olmadığı için önce genel bir giriş yazısı yazmak istedim. Bilirsiniz işte yine toplama çabalarına giriştim anlayacağınız.

Çevremde her renkten insan var. Neredeyse hepsi beni "tuhaf", "marjinal", "çocuksu" olarak tanımladı. Hepsinden en az bir kere bu kelimelerden birini duymuşumdur. Bu sene ise en çok duyduğum ve duydukça şaşırdığım tek kelime "soğuk" oldu. İnsanlar beni soğuk bulmaya başladı. Tabi bunda benim etkimin büyük olduğunu düşünüyorum.

Son iki ayda insanlardan uzaklaşma isteğiyle doldum. Bin kişilik yurtta tam olarak nereye uzaklaşacaktım bunu bilmiyorum ama en azından öyle bir çaba sarf ettim. Çünkü artık insanlara tahammül edemez oldum.

Yurtta o kadar çok kız tipi gördüm ki artık insan sarraflığı konusunda yüksek lisansa başvurduğumu falan düşünmeye başladım. Odaya giriyorum dört kişi, kantine iniyorum en az altı kız, çalışma salonuna gidiyorum orası zaten tıklım tıkış kız dolu, tuvalette bile rahat bırakılmıyor ki soluk alalım. Bahçede bile sevgilisiyle kavga eden bir kız mutlaka oluyordu. Olaylar genel olarak aynı oluyordu ama kişi değişiyordu.

"İnsan istemiyorum." dediğimden midir nedir bir anda bir sürü arkadaşım oldu. Yurt odasına gelen giden, beni soran birkaç kız duydum. Ben arkadaşımda kalırken kızın biri gelip kurutma makinemin şu kıvırcık yapan, şu an ismini hatırlamadığım aparatını istemiş. Kiminle hangi ara bu kadar samimi oldum bilmiyorum. Ki kişisel kullandığım ürünleri insanlarla paylaşmaktan haz etmeyen biriyim. Samimi olsak bunu bilirdi herhalde.

Arkadaşlarıma daha sonra değineceğim. Onlardan rahat üç yazı çıkar. Yurtta önce sevgilimin olmaması olay oldu. Ardından kilolarım olay oldu. Onun da ardından yüzümün bir anda iyileşmesi konu oldu. Evet ben burada yokken korkunç bir alerji sorunu yaşadım ve yüzüm gerçekten kıpkırmızı derisi soyulmuş gibi gezdim. Hatırladıkça yüzümü seviyorum. Kullandığım makyaj malzemesi ve temizleme ürünleri yüzünden olmuş. O yüzden kullandığım ürünleri neredeyse bir elin parmak sayısına kadar indirdim. Bir daha öyle kıpkırmızı gezmek istemiyorum. Dur dur bundan da bir konu çıkar. Yazımın ana metni "Aloe vera ve zeytinyağlı kremler candır." olacak.

Çevremde beni sürekli göz hapsinde tutan insanlar olunca kendi kusurlarımı düşünemez oldum. Zaten onlar benim yerime yeterince benim kusurlarımı konuşuyorlardı. Hiçbir zaman yetemedim insanlara. Neyse ki o sıralarda tezimi yazdığım için pek dinlemedim kendilerini. Onlar konuşurken kaynakça sıralaması yapıyor, metinleri işaretliyor, sıraya koyuyordum. Ayrıca dehşet bir final dönemi geçirdim. Bu potansiyelimi iki sene önce yapsaydım okul birincisi bile çıkabilirdim çok ciddiyim. En azından yüksek lisans hayallerim gerçek olabilirdi. Şimdi sadece mezun olabildim. Neyse.


Bayramda akrabalarım bize geldi. Meşhur halalarımdan biri benim için neredeyse ağladı. Ben mezun olduğum için mutluyken kadın oturdu birini bulamadığım için ağlamaya kalktı. "Şimdi ne olacak?" dedi. "Eh ne olacak halacığım iş aramaya başlayacağım." dedim. "Ben onu demiyorum koca bulamadın koca." dedi. "Okulda hiç mi kimse yoktu? Karşına çıkanın kusurlarını görmezden gelecektin. Al işte evde kaldın ne olacak şimdi bak okul da bitti gitti şansın." dedi.

Allah bana ailem konusunda gerçekten şanslı davranmış ama halalar konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kadın benim yerime üzüldü ben de öyle baktım kadının suratına "Ne diyor bu?" diye. Halbuki o bayram babamın teyzeleri de bizdeydi ve ikisi evli değildi. Evde kaldıklarını düşünerek hiç de ah vah çekmişe benzemiyorlardı. Anneme "Şimdiden hayatını karartmasın daha genç önce bir işini bulsun sonra eş çıkar karşısına önce gezsin tozsun." demişler. Bana üzülen halamın kızı benden bir yaş küçük. O sözde okulun en yakışıklı çocuğuyla evlendi. Şimdi de halam ondan çocuk istiyormuş. Halbuki benim yanımda yengeme "Çocuk geç olmalı. Hem daha tecrübeli olurlar." demişti. İşte bana başka etrafa başka konuşuyor kadın. Kızını geç kalmadan evlendirdiği için çok mutlu. Ama amcalarım da teyzeler de kızın erken evlendiğini düşünüyorlar. Geçen sene de mezun olmadığım için ağlıyordu. Yani Allah kimselere düşman vermesin bendeki gibi halalar verse yeterli. Bakalım halalarıma göre babam yakında beni evden atacakmış. Merakla babamın beni evden atmasını bekliyoruz. *göz deviren emoji*

Yani gördüğünüz gibi çevremde susması gereken o kadar çok insan var ki onlar susmayınca en sonunda ben sustum. Şimdi içime kapanmış oturuyorum öyle. Kendimi etraftan soyutlamaya çalışıyorum ve gelecek yazımın daha iç açıcı olmasını umut ediyorum.

Haftaya cuma akşamını ajandama not ediyorum. Haftaya görüşmek dileğiyle.

Not: Önceki yazımdaki yorumlar için çok teşekkür ederim. Kendime geldiğim anda cevap yazacağım. Bu yazım beni biraz sinirlendirdi de.

Sevgilerle.


Yorumlar

  1. Senin yazılarını okumayı çok seviyorum çünkü akıcı yazıyorsun keşke daha sık yazsan sürekli bloğuna girip kontrol ediyorum yeni yazı var mı diye :) sanki blog değilde roman okuyormuşum gibi geliyor yazdıklarını okuduğumda. yazmayı hiç bırakma tamam mı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. :') Bu yorumunla beni gerçekten çok mutlu ettin. Sırf senin için bile yazmaya devam edebilirim. Ne kadar teşekkür etsem az. :')

      Sil
  2. Ay yeni mezun olup evde kalmak mı :O hangi yüzyıldayız? Ben olsam ne yapardım ne dersim bilemiyorum...
    ayrıca arada insanlardan uzak kalmak iyidir :) yurtta kalan arkadaşlarımdan en sık duyduğum şey bu yalnız kalma isteği...

    YanıtlaSil
  3. Bloğunuzu severek takip ediyorum. Başarılar diliyorum. Ben de sayfama bekliyorum www.rnkync.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…