Ana içeriğe atla

Merhaba 2019

"Çılgın Spotty 2019'a bir ay sonra girdi." temalı yazıma hoşgeldiniz. Geçen gün birden "Blogumun teması çok kötü olmuştu ya." dedim. Ama gerçekten hala da kötü görünüyor. Photoshop bilgisayarımda bulunmadığından dolayı henüz yeni bir temaya geçemedim. Belki yine eskilere dönebilirim. Sonuçta 2019'da moda bile eskiye dönüş olmuş.

Bir dönem yine bunalıma girdim. Bu bunalımın sebebi zamanında bana iyi gelen fakat artık şüpheye düştüğüm blogum. Yani Spotty olmak. Daha doğrusu Spotty olamamak. Anlatacak hiçbir şeyimin kalmamış olması. Çünkü artık insanlara kızmaya bile elim varmıyor. Her şeyden elim eteğim çekilmiş gibi.

Önceden bozuştuğum her arkadaşımın arkasından üzülürdüm. İstisnasız, hiç anlaşamadığım arkadaşımla bile konuşmayı kessem üzülürdüm. Fakat şimdi, özellikle son dönemde, bir boşvermişlik aldı götürdü beni. En basiti geçenlerde, muhtemelen üç ay falan olmuştur galiba, arkadaşım beni sosyal medyalardan takipten çıktı. Ben bunu muhtemelen sonra fark ettim. Çünkü artık sosyal medyada beni kimler takipten çıktı diye de bakmaz oldum. Arada sırada bakıyorum. İşte şeytan da beni dürttü hadi bir bakayım dedim. Gördüm. Öyle ekrana uzun uzun bile bakmadan girip ben de takipten çıktım. Sonra da tamamen unuttum. Ortak arkadaşım ondan bahsetmese aklıma bile gelmeyecekti. Bir arkadaşım durumu öğrenince dostumun düşmanı benim de düşmanım diyerek arkadaşlıktan çıkmaya kalktı. Tabi durdurdum. Açıkçası hiç öyle bir insan değilimdir. Bana eski olaylarımı hatırlatıyor. Diğer arkadaşım da "O sizin bileceğiniz iş ben karışmam." dedi. Ki ben ona kalk bana karış demedim. Ne olduğunu dahi sormadım. Sadece arkadaşım bir konudan bahsederken onun ismini geçirdiği için dedim ki "Ne düşünür bilemem. Benim düşüncem şu yönde." dedim. Açıkçası benimle konuşmadan kendi kendine tribe giren insanlarla da uğraşacak ne ruh halim ne de sabrım kaldı. Spotty'niz büyüdü galiba.


Diğer tepkisiz kaldığım bir olay da liseyi bana zindan eden bir çocuğun nişanlandığını öğrenme aşamam oldu. Onu tanıyan herkes bir tepki göstermiş. Herkes şaşırmış. Peki ya ben? "Hayırlı olsun mutlu mesut olsunlar." Spotty ciddi misin der gibi baktı insanlar bana. Ya çocuk lisede kalmış üzerinden seneler geçmiş hala kin gütemem. O kadar saçma ki benden bir tepki beklemeleri.

2019'da genel olarak evde olacağım gibi görünüyor dostlarım. Ama bakalım bu dramalardan kendime konu çıkarırsam yoluma devam edeceğim. Eski günlerimi özlemiyor değilim. Sırf dramalara dayanamayıp buraya iç dökmeye gelirdim. Şimdi ortada takabildiğim bir şey olmadığı için bloguma hasret kalıyorum ve üzülüyorum. Büyümek buysa ben büyümek istemiyorum.

Artık yeni blog yazısı için tarih vermeyeceğim ama arayı sıklaştırmayı düşünüyorum. Kendimden falan bahsederim en kötü. Sıradan hayatımı okur yolumuza devam ederiz.

Yazmayı o kadar özlemişim ki konusuz bu yazımı yazarken bile kendimi iyi hissettim.

2019 iyi geldi. Tek sayılardan hoşlanmadığım halde içimden bir ses bu yıl toparlanacağımı haykırıyor. Fısıldamıyor haykırıyor. Bence başaracağız.

Öpüldünüz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…