Ana içeriğe atla

Geri Dönsem Beni Affedebilir misiniz?

Merhaba. Aslında biraz endişeli yazıyorum bu yazıyı. Uzun zamandır aklımda tüm söylemek istediklerimi toplamaya çalıştım. Nasıl özür dileyeceğimi, geri dönmek istediğimi ama aynı zamanda da kabul edilip edilmeyeceğimi. Ama şu an aklımdaki tüm cümleler uçtu gitti. Boşa düşünmüşüm yine her zamanki gibi. O yüzden biraz boş çene çalabilirim ama kesinlikle konuyu dağıtmayacağım.

Biliyorsunuz ben bir kişisel blog yazarıyım. Anonimim evet ama o gerçekten anonim olabilenlerden değilim. Instagramda bir kız buldum inanın kızın binlerce takipçisi var ama biri bile onu tanımıyor. Muhteşem bir şey ama nasıl başarmış inanın çözemedim. Kız cevap da vermiyor zaten. Sordum ama yanıtlamadı uyuz şey. Neyse. Ben zamanında fazla hata yaptım çok açık verdim. Yıllardır benimle olan okuyucularım muhtemelen beni tanıyorlar. Ama neyse ki hiçbir yerde beni açığa vurmadılar. Lütfen beni gizli tutmaya devam edelim. Ha gerçi açığa çıksam ne olur diye düşününce üç gün "Açığa çıktım, çevremdeki herkes hakkında atıp tuttum ne yapacağım, karşıma geçip hesap sorarlarsa?" diye ağlarım ama sonra geçer gibime geliyor. Ha bir daha yazamam orası ayrı konu tabi. Neyse kötüyü çağırmayalım. Ben daha fazla bu konuyu deşelemeden devam edeyim.

Kişisel bir blog olduğum için aslında yazacak çok fazla şeyim olmalı. Sonuçta her gün ufak da olsa insan bir olay yaşıyor. Konusuz kalmak biraz zor oluyor. Ve son zamanlarda şunu fark ettim. Yazacak çok fazla olayım var ve ben yazmadıkça daha fazla dolmaya başladım. 

Lisede korkunç bir sınıftaydım. Gerçekten kusuruma bakmasınlar ama hiçbirini övemeyeceğim. Onlar yüzünden öz güvenim sarsıldı, bedenimden nefret ettim, kendimi sevmeyi bıraktım. Sonra da bloguma sığındım. Ve muhteşem geri dönüşler aldım. Ve şimdi sekizinci senemize girmek üzereyiz.

Sekiz senede çevremde bir tek ailem ve sizler değişmediniz. Burada kah ağladım, kah güldüm, kah sinirlendim. Genelde sinirlendim. Ama siz beni her zaman sevdiniz, yorumlarınızı eksik etmediniz.

Halbuki blogu ilk açtığımda sadece kendi kendime yazmayı hedeflemiştim. İçimi dökecek, bağırıp çağırıp kendim olacaktım. Burada sadece ben olacaktım, çevremdeki kimse bana müdahale edemeyecekti. Evet bunu başardım. Ve bu blogu açtığım için kendimi tebrik ediyorum.


Eğer izin verirseniz ben affınıza sığınarak buraya geri dönmek istiyorum. Blogumu ve sizi çok özledim. Yaşadıklarımı anlatıp sonra rahatlamayı özledim. Yorum okumayı ayrıca özledim. Ve bir planım var. Artık haftada bir yazı yazacağım. Ve bunu hiçbir zaman ihmal etmeyeceğim. Tüm hafta yaşadıklarımı biriktirip haftanın sonunda -muhtemelen ya cumartesi ya da pazar günü- buraya yazacağım. Yazmaya alışan biri yazmayı bıraktığında gerçekten derin bir boşluğa düşüyor. Ve ben o boşluktan artık çıkmak istiyorum.

Sınavlarım bittikten sonra bloga yeni bir tema hazırlayıp yine yazmaya devam edeceğim. Umarım siz de burada olursunuz ve beni kucaklarsınız.

Bu arada birkaç mail almışım. Belki mail atmadan aynı soruları düşünenler varsa onları aydınlatmak istiyorum.

Blogumun sosyal medya hesapları var ama maalesef ben şifrelerini hatırlayamadım. (Özellikle Instagram'ı hatırlamıyorum.) Neden açtım onu bile hatırlamıyorum. Çünkü telefonumdan hangi sosyal medya hesabımı açsam anında benim ismime olanlarla bağlıyor ve o kişilere benim bu hesaplarımı önermeye başlıyor. Bu nasıl düzeltiliyor bilmiyorum. Sanırım öğrenene kadar blogumun hesaplarını kullanamayacağım. Yine de buraya bırakıyorum. Mail adresimi ise sürekli kontrol etmeye çalışıyorum. O yüzden özel olarak tanışmak isteyen, derdini özelden anlatmak isteyen oradan bana ulaşabilir.

Instagram: @spot.isigini.arayan.kiz (22 yaşımda kalmışım. Keşke hep öyle kalsaydım.Diğer hesabımla eşitlenmezse kullanacağım. Ya da kapatırım belli olmaz. Güncelleme: Hesabımı açtım sonunda.)
Twitter: @spotty_blog (Bu hesabıma geçen gün girmiştim. Şu gizlilik meselesini çözersem kullanırım belki. Ama kapatabilirim de.)
Mail adresim: spot.isigini.arayan.kiz@hotmail.com

Yeni yılın hepinize huzur, mutluluk, sağlık ve başarı gibi tüm güzel şeyleri getirmesini diliyorum. Haftaya görüşürüz.

Öpüldünüz.



Yorumlar

  1. aaaaaaaaaaa aramıza tekrar hoşgeldin o halde, kucak dolusu sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Kişisel blogların en büyük sıkıntı bu sanırım aranın ucu kaçınca toplanması zor oluyor, kendimden biliyorum. :)
    Umarım ben de bu sene daha düzenli yazılar yazar ve okurum.
    Sen hep yaz, ben okuyacağım.
    Sevgiler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o ipin ucunu kaçırmak çok kötü oluyor. Umarım hiç kaçırmayız bu düzenleri.
      Çok mutlu oldum yorumunu görünce. :')
      Öpüyorum çok.

      Sil
  3. Okumaya başlamadan önce hemen yorum atmak istiyorum. Sonunda! İçten içe çok sevindim senden bir yazı geldi

    YanıtlaSil
  4. Hoşgeldin. Tam da ders çalışırken bakayım bloggerda bir değişiklik var mı yoksa herkes 2017'de mi kaldı dedim. Sayfamı açınca ilk seni görmek güzel. Normalde blogger'a uğruyor muyum? Yok denecek kadar az. Ama her hafta geleceksen, uğrar ve bakarım napıyorsun diye.
    Sana hayırlı, mümkün olduğunca mutlu seneler~

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2018'e fazla hızlı girdim sanırım. İnan senin bana böyle ilgi göstermen beni aşırı mutlu ediyor. Böyle mutluluktan ağlama noktasına bile geliyorum. İyi ki varsın. :(
      Hepimize çok mutlu seneler ^^

      Sil
    2. Bu geri dönüt de beni mutlu etti, ben de teşekkür ederim.

      Sil
  5. Dön ya özledim seni. Affetmek neymiş hem senin alanın salla gerisini yaz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaaa ben seni daha daha çok özledim. Hatta blogundan çıkmıyorum şu birkaç gündür. Olaylara yetişmeye çalışıyorum. :D

      Sil
  6. Yaa, gerçekten dönmüşsüün :D Bu çok çok güzel haber ki! Çok samimi yazıyorsun, sen yazdıkça biz okuruz :) Yeniden hoşgeldin :)

    YanıtlaSil
  7. çoktan affettttttiiik spotyyyy :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…