Ana içeriğe atla

Bakarsan Bağ Bakmazsan Dağ Olurmuş

Aradaki açığı kapatmak için şimdi biraz eskilere döneceğim. Merak etmeyin günümüzden öyle de çok uzaklaşmayacağım. Sadece yeni kişilerden bahsedeceğim. Sanırım bu yazı tek kişiye ait olacak ama olsun. Bunlar mühim konular. Birlikte taktik konuşacağız. Ki ben, yani flört konusunda uzman olduğunu düşünen Spotty'niz meğersem bu konuda sıfır bilgiye sahipmiş. Sanırım sadece platonik aşık olma konusunda iyiyim. Evet başlayalım hadi. Heyecanlandım.

Şaşılacak şey değildir benim platonik olmam. Ama olayın ilginç boyutu çocuğun bana başta mal mal bakıp, şimdi kendisini saçma sapan triplere sokması. İşte şimdi bunu analiz edeceğiz. Taktik mi, çocuk mal mı, yoksa ben mi çok alınganım? Bu arada yeni yıla blog yazısı yazdıktan sonra "Oleyy işte blog yazarak yeni yıla girdim. Hadi tüm yıl blog yazayım lütfen. Ama okulu da bitireyim nolurrrr." diyerek girdim. Hadi bakalım hayırlısı.

Ben bu çocuğa bir isim bulamadım daha. Bulduktan sonra alt panele isim listesi hazırlamaya karar vereceğim. Hem size hem bana bu iş zor olacak diye. Umarım artık kafamız karışmaz. 

Bu çocukla senenin başında arkadaşımın "Spottyyyyy çocuk resmen içine düştü görmedin mi?" demesiyle tanıştım. Tanıştım derken gerçek anlamda değil. Durun daha oraya da geleceğim. Ne kadar acelesi bir insana dönüşmüşüm hemen her şeyi yazmaya çalışıyorum. Çocuğu ilk gördüğümde görmedim. Arkadaşımla okulun koridorunda gidiyorduk. Sonra arkadaşım sınıfa girip beni bekleyeceğini söyledi. Ben de bininci suyumu içtiğim için tuvalete gidecektim. Neyse çocuk o sırada bana bakmış. Ama baya bakmış. Yoksa arkadaşım beni öyle şeylerde dürtmez. Çünkü sevmiyorum dikizlenmeyi. Hatta bende ters teper. *Keşke yine ters tepseymiş. Hatta keşke onu eşek tepseymiş.*

Çocuğu ikinci görüşümde gerçekten de arkadaşımın dediği kadar olduğunu fark ettim. Çünkü çocukla göz göze geldiğim halde çocuk gözünü çeken taraf olmadı. Üstelemedim durumu. İlk kez öyle biriyle karşılaştım ama olabilir diye düşündüm. Üstüme de almadım. 

Ama bu üstüme almama olayını nasıl benimsediysem gerçekten de bu durum beni hiç etkilemedi. Arkadaşım bana her seferinde söyledi durdu ama "Bana ne bakacak ya?" dedim. Çocuk bana bakabilir evet ama ben bana bakmayacağını benimsemişim. Neden benimsedim derseniz de şöyle söyleyeyim. Biliyorsunuz hiç sevgilim olmadı. O yüzden hayatıma "Ben platonik ve flörtle devam edeceğim." demeye başladım. Hatta bunu da kabullendim. Artık o yüzden çevremdekileri görmüyorum.

Ama bir bakış, iki bakış derken ben ciddi ciddi bunu üzerime alınmaya başladım. Ya çocuk herkese böyle bakıyor ya da şaşı. Ha belki gözlüklerinden dolayı beni görmüyor da olabilir. Yakını mı uzağı mı net göremediğini daha anlayamadık.

Çocuğu çaktırmadan izlemeye başladık. Hatta izlerken pek çok kere yakalandık. Daha geçen gün sınavda yakalandım. Bunu anlatmaya dilim varmıyor ama elim varacak. Hani hangi ara dikizleyen taraf ben oldum çözemedim. Bakmaya devam ettiğinde "Herhalde kaçıncı sınıf olduğumu anlamaya çalışıyor." dedim. Ama baktım bakmaya devam ediyor. Sonra bir anda bakan taraf ben oldum. İşte bu kısımdan sonrasını gelecekteki yazıma bırakıyorum. O zamana kadar tam olarak hangi anıyı anlatsam diye düşüneceğim. Muhtemelen kendi saflıklarımı anlatacağım.

Ama size şunu söyleyeyim. Bence karşı tarafa bakıp bakıp ona kendisini gösterdikten sonra sanki o bakıyormuş gibi davranmak da bir taktik olsa gerek. Yoksa çocuğun şaşı olma ihtimali gerçekten çok yüksek. Bunun başka bir açıklaması yok.

Yazı daha fazla uzamasın diye burada kesiyorum. Sanırım bu haftalık bir yazı olayını başaracağım. Mesela bugün aslında yazı yazmaya çok üşendim. "Saat geç oldu moduna geçtim." ama sonra "Ertelersem sonsuza kadar ertelerim." dedim ve masa başına geçtim. Blogu da düzenlersem bu iş tamam. Sonra da asıl olaylara devam edebileceğim. 

Öpüldünüz.

Yorumlar

  1. Hadi bakalım, başladın yazmaya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bu potansiyelimi kaybetmem *bol bol dua eden emojiler*

      Sil
  2. Yazmaya devam :)
    Ah bu bakıp duranlar... Bakalım neler olacak? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni gördüğüme çok sevindim. :')
      Bilmiyorum biraz garip durumlar. :D

      Sil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…