Ana içeriğe atla

Demotive Edeceksen Kapı Orada Canım

Şu an kafamı başka bir yere koymaya ihtiyacım var. Yazmayınca olmuyor dostlarım. Rahat altıncı yılına geçmiş olan blogum bana o kadar çok şey katmış ki yazmayınca sinir krizi geçirecek hale geliyorum. Yazmam gerekeceği zaman dalgınlaşıp, dağılıyorum. Ortamlardan uzaklaşıp içime kapanıyorum. Öyle de bir bağımlılık yapmış işte. Yazmayınca agresifleşiyorum. Neyse gelelim yazımıza.

Kafam çok karışık. Binlerce konuyu aynı anda düşünmeye çalışıyorum. Yakın arkadaşım dediğim insanlar sürekli motivasyonumu düşürüyor. Acı gerçekle yüzleştim artık. Onlar iş hayatına atıldıklarında ben hala okuyor olacağım. Bir senem uzadı. Bir buçuk seneye uzamaması için bu dönem benim için fazlasıyla önemli. Ama sürekli insanlar başka konuları söylüyor, saçma sapan yorumlar yapıyorlar.

Huzursuzum. Uyku düzenim yerle bir oldu. Rüyamda bile hala geçtiğim derslerin sınavlarına giriyorum. Ağlasam ağlayamıyorum ama korkuyorum. Çevremdeki arkadaşlarım o kadar rahatlar ki sinirden kendi saçımı yolasım geliyor. Hepsi rahat rahat tüm dersleri güzel notlarla verirken ben o dersleri şartlı bile olsa zor veriyorum. Kaldığım dersleri de vermek için kendimi paralıyorum. Annem sürekli sağlığımın daha önemli olduğunu söylüyor ama biliyorsunuz ki çevre etkisi denen bir şey var.

Okula başlarsın "Eee ne aldın bakalım?", "Aaa demek teşekkür bile alamadın." derler. "Hangi lise olacak bakalım." derler, sonra "Eee üniversite olmadı mı bu sene?" denir. Üniversiteye geçersiniz "Okul ne zaman bitiyor?" derler. Okul biter "İş yok mu?" derler. İşe başlarsınız "Eeee evlilik yok mu?" derler. Evlenince de "Bebek ne zaman?" derler. Bebek olur "İkinci bebek yapmayacak mısınız?" derler. Sorular bitmiyor ama cevap vermek yoruyor işte.

Özellikle yeme içmesi bir türlü bitmek bilmeyen sevgili halam sürekli annemlere laf ediyor. Ama laf kendi oğluna geldi mi "Hiçbir şey sorulmayacak bize ve oğlumuza." diyor. Psikolojisi bozuluyormuş beyefendinin. 

Okulu uzattığımda yurtta kalma imkanım olmayacak. Yeni bir kalacak yurt bulmalıyım. Yeni bir ortama girmek artık çok zor geliyor. İnsanları tanımak istemiyorum. Hele onların beni tanımasını hiç istemiyorum. İnsanlardan bıkmak denen bir hastalık varsa o hastalığa kapıldığım kesin. Bazen kendimi bir odaya kapatıp oradan hiç çıkmamak istiyorum. Sürekli çevremde insanlar var. İnsan demek ses demek. Düşüncelerimi etkilemeye çalışan o kadar çok arkadaşım var ki artık bu dayanılmaz bir hal aldı. Gerçekten "Hepsi sussa da bir rahatlasam." dediğim pek çok an oluyor.

Şifremi hatırladıktan sonra bu yazıyı tamamladım. O yüzden benim pek içime sinmedi. Çünkü o anki duygularla yazdığım için yazıyı o an bitirmek istiyorum. Çünkü o andan sonra bir daha o duyguyu bulamıyorum. Ve buraya yazınca bir şeyleri içimden attığım için günlük hayatımda daha mutlu ve enerjik oluyorum. Aslında gerçekten buradaki ruh halimle gerçek hayattaki ruh halim arasında uçurum var. İnanamazsınız ama bu böyle. Yani beni maillerinizde sürekli "Bir doktora mı görünsen acaba?" ya da "İlaç kullanmalısın." diye yazarak rahatsız etmezseniz çok sevinirim. O cümleleriniz beni geriyor ve kendi ruh sağlığımdan şüpheye düşürüyor. Yapmayın ben böyle iyiyim.

Öpüldünüz.

Yorumlar

  1. arkadaşlarım kendi paralarıyla aldıkları arabaya binerken ben hala okuyordum. +1 varmış sende , bende +6 . yani beterin beteri var. üzme kendini diyeceğim ama insan üzüyor be. kendimden biliyorum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay biz resmen aynıyız. Şimdi bunlara üzülünür mü sevinilir mi bilemedim. :(

      Sil
  2. Mezun olduktan sonra "keşke uzatsaymışım" falan demiştim. Okurken biraz sancılı oluyor da bitirince o acıları, sancıları bile özlüyorsun.
    Zordur muhtemelen, hatta söyleyen kolayca söyler de içinde bulunana gerçekten zordur ama yine de sakinleşip, etraftaki seslerden kendinizi soyutlayıp önünüzdekine odaklamayı deneyin. işe yarayacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah işte o herkesten uzaklaşmayı başarırsam benden mutlusu olmayacak. :(

      Sil
  3. Hahah doktora mı görünmeliymişsin?? Çok güldüm Spotty insanların kendi hayatlarındaki eksikliklere odaklanmak yerine başkalarının hayatlarına karışmaları ne kadar ilginç. Ama sen gördüğüm en güçlü insanlardan birisin. Söylemek istedim. Yazıları kaldığım yerden okumaya başladığım için anca yorum yazabiliyorum :D sorry en kısa sürede güncele geleceğim. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

"Bloguma beklerim." tarzı yorumları onaylamıyorum. Burası bir reklam panosu değil. Siz beni takibe aldığınızda ben zaten blogunuza geleceğim. Özel istekte bulunmanıza gerek yok. Eğer "illa reklam yapacağım" diyorsanız mail yoluyla ulaşın.

Bu blogdaki popüler yayınlar

8 Sene Olsun 80 Sene

Neredeyse dokuzuncu senemize giriyoruz. Eylülde dokuzuncu olacak inşallah. Bugün günlüğümü parçalara ayırırken birkaç anımı okudum. Ne yıkılmalar yaşamışım da ayağa kalkmışım. O sayfaları okurken kendime olan inancım arttı. Tabi aynı zamanda da sinir krizlerine girdim.
Ama tek bir şey fark ettim. Etrafımdaki erkeklerden çok daha cesurmuşum. Kendimi bu noktada alkışlamak istiyorum.
Günlüğüme yazmadığım ama burada anlattığım -tabi daha sonra bulunma korkusuna imha ettiğim- bir sürü anım daha var. Blogumla birlikte büyüdüğümü hissetmek beni daha da mutlu etti. "İyi ki bu blogu açmışım." dedim. Günlüğümde blogumdan fazla bahsetmezdim. Hatta neredeyse hiç bahsetmezdim. Ama bir güne şunu yazmışım: "Blogumu tam 52 kişiye ulaşmış. Bunun benim için anlamını kelimelere bile dökemiyorum." 
Blogum bugün tam 649 kişi. Okuyorlar veya okumuyorlar önemli olan sayılar değil aslında. Ben belki de ilk kez bir yere içimi bu kadar açtım. İlk kez tanımadığım bir sürü kişiyle sohbet ett…

Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi?

"Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde kırıntı bile bırakmadı. Ha enkaz bıraktı mı? Sayılır. Güven bıraktı mı? Asla. Bir daha bir erkeğe güvenir miyim? Sanmıyorum. Ama yine de büyük konuşmamak gerek. Detaylara fazla girmeyeceğim. Çünkü bir anlamı yokmuş aslında. Halbuki onu bana geçen hafta sorsaydınız buraya uzun bir yazı bırakabilirdim. "Şunu yaptı.", "Bunu dedi." falan diye. Fakat artık söylemek istediğim tek bir şey var. "Kız arkadaşı varmış." Biz konuşurken mi vardı, yeni mi oldu bilmiyorum ama eğer tahmin ettiğim kızsa onun gözünde seçenek olarak tutulmuşum. Kız bakmazsa belki Spotiye dönerim hesabı. İşte kendime yediremediğim şey bu. Kız güzel. Güzel ama içi boş. Ve ben içi boş insan sevmem. Çocuğun da içinin boş olduğunu bu kız sayesinde anladım. Çünkü inanın o seviyedeki bir kızla nasıl erkekler takılır iyi biliyorum. Kız…

Üzgünüm Bayım Sizi Hissetmiyorum

Bir insandan ne zaman soğursunuz? Ben genelde tek yanlış durumda soğurum. Ha birden kesilip gitmem ama uzaklaşırım. Sonra zamanla o uzaklık daha da açılır. Zamanında çok fazla alttan aldığım için böyle olduğumu düşündüm. Ama tabi bahaneler gerçekleri değiştirmiyor. Sanırım ben her zaman yalnız kalacağım. 
Geçen bir yazımda bir çocuktan bahsetmiştim. Evet anlattıkça büyüyormuş ama görünce küçülüyormuş. Denedim onayladım.
Çocuğun sanırım sevgilisi varmış. Sanırım da demek istemiyorum bence var. İsminin sonuna "-im" eki eklediği, twitterda sürekli favorilediği bir kız. Peki onun sevgilisi olduğunu nereden çıkardım oraya gelelim. 
Benim çevremde erkek arkadaşlarım var. O yüzden hemen "Oooo kesin sevgilisi." moduna hiçbir zaman girmedim. Çünkü düşününce o zaman benim de sevgilim var. Neyse geçen en yakın arkadaşımla bu çocuğun ortak bir dersi varmış. O derste çocuk arkadaşımın yanına geçmiş. Telefonunu da onun görebileceği şekilde kızın gözünün önüne ekranı açık olarak…